Ulusal Örgütler Ulusal Örgütler

Buluşçu Fizikler

Thales (MÖ 620/625-545/548)

Thales (MÖ 620/625-545/548)

Milet doğumlu İyonyalı filozoftur. Matematik, metafizik, astronomi alanlarında ün kazanmıştır. Thales’le birlikte geometri ilk defa tümdengelimsel bir bilim dalı haline geldi. Thales bir cismin gölgesinin kendi boyuna eşit olduğu bir anda, diğer bütün cisimlerinde gölgelerinin de , kendi boylarına eşit olduğu sonucuna ulaşmıştır. Piramidin yüksekliğini de bu şekilde ölçmüştür. Astronomi ile uğraşan ve gün dönümlerini önceden hesaplayan biri olarak astronomdur. Gölgemizin bizimle aynı uzunlukta olduğu zamanı gözleyerek, piramitleri gölgelerine bakarak ölçmüştür. Aynı zamanda Nil nehrinin yükselmesinin rüzgara bağlı olduğunu bulmuştur.

Thales bir geminin kıyıdan ne kadar uzak olduğunun ölçülmesiyle de ilgilenmiştir. Bu ölçümü iki dik üçgenin kenarları arasındaki orantıdan yararlanarak yapmıştır. Bulduğu bazı geometri teoremleri şunlardır: çap çemberi iki eşit parçaya böler. Bir ikizkenar üçgenin taban açıları birbirine eşittir. Birbirini kesen iki doğrunun oluşturduğu ters açılar birbirine eşittir. Köşesi çember üzerinde olan ve çapı gören açı, dik açıdır. Tabanı ve buna komşu iki açısı verilen üçgen çizilebilir. Genelleştirilmiş 1959 Thales teoremine göre, E noktası AC doğru çizgisi üzerinde olmasa, içerde veya dışarda olsa bile CB/BA=(AB^t-BD^t)^(1/t)/ED vardır. (t=1) hali bilinen klasik Thales teoremidir.

Pisagor (MÖ 570-495)

Pisagor (MÖ 570-495)

Sisam Adası doğumlu, Yunanlı matematikçidir. “Sayıların babası” olarak bilinir. Matematik dışında etik, politika ve müzik alanlarında çalışmalar yapmıştır.  Önemli fikirleri, altın oran, Pisagor teoremi, Pisagor akordudur.

En iyi bilinen önermesi, kendi adıyla anılan Pisagor teoremidir. "Sayıların babası" olarak bilinir. Pisagor ve öğrencileri her şeyin matematikle ilgili olduğuna, sayıların nihai gerçek olduğuna, matematik aracılığıyla her şeyin tahmin edilebileceğine ve ölçülebileceğine inanmışlardır.  Pisagor, sabah yıldızı ile akşam yıldızının aynı yıldız olduğunu ilk anlayan Yunanlıdır. Kendisinden sonra bu yıldız uzun süre Afrodit olarak anıldı. Bugün bunun Venüs gezegeni olduğunu biliyoruz.

Hipokrat (MÖ 460-370)

Hipokrat (MÖ 460-370)

İstanköy doğumlu İyon doktor, antik çağda tıbbın babası olarak bilinmektedir. İran, Anadolu, Avrasya ve Avrupa tıbbına katkısı büyük önem arz etmiş, dünya da doktorların “Hipokrat yemini” ile etik bir söz verme ritüeline sebep olmuştur.  Hippokrates tarafından yazıldığı kabul edilen “Corpus Hippocraticum” (Hipokrat’ın Toplu Yapıtları) adlı yapıtı milattan sonra onuncu yüzyıldan kalmadır. Bu yapıtta; batıl inançlarbüyülü şifa yöntemleri reddedilerek bir bilim dalı olan tıbbın temel ilkeleri öğretilmiştir. Bazı hastalıkları Hipokrat ilk kez tanımlamıştır, “Çomak Parmak” adlı hastalığa “Hipokratik parmaklar” denilmektedir. Çünkü ilk kez Hipokrat bu hastalığın tanımını yapmıştır. Diğer tanımladığı hastalıklar ise; "akciğer kanseri", “akciğer hastalığı”, “siyanotik kalp hastalığı”dır.

Aristoteles  (MÖ 384/385-322)

Aristoteles (MÖ 384/385-322)

Aristoteles ya da kısaca Aristo, Makedonya kenti olan Stageira'da doğmuştur. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki İyon filozofundan biri sayılır. Fizikgökbilim, ilk felsefe, zoolojimantıksiyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.

Modern evrim teorisi olmamasına rağmen Cahız’ ın Evrim modeline öncü olmuştur. Hayvanların sınıflandırmada kendisinden sonra gelen zoologlara öncü olmuştur. Hayvanları omurgalılar ve omurgasızlar olarak ikiye ayıran ilk kişi oldu. Bilim dalında ve evreni anlamada kurduğu mantık özellikle 8 ve 11yy bilim adamlarında büyük ilgi uyandırdı. 9. Yy. filozoflarından Farabi, kendisinin mantığını açıklamalarıyla Ortaçağ aydınları ve günümüz aydınları tarafından Birinci Üstad / Magister Primus olarak ilan edilen Aristo’dan sonra İkinci Üstad olarak anılmıştır. Popüler dünya da en ünlü ve bilimlerin temeli ve öncüsü olarak anılan kişidir. Teorileri ve keşifleri günümüz de ve ilerleyen dönemlerde geçerliliğini yitirse de Yeni Çağ’a kadar bilim adamlarının keşiflerine ön bilgi ve kolaylık sağlamıştır.

Aristo pek çok alanda bir öncü idi, şöyle diyor­du : “Ben daha önceden hazırlanmış bir temel, ör­nek alacak bir model bulmadım. Benimkisi sadece bi­rinci adım. Bu nedenle de küçük bir adım. Siz okuyucularım beni yaptıklarımla kabul ediniz ve baş­kalarının yapması için bıraktığım şeylerden dolayı da beni affediniz.

Öklid (MÖ 330- 275)

Öklid (MÖ 330- 275)

İskenderiye, Mısır doğumlu Yunanlı Matematikçidir. Adı geometri ile en çok özdeşleştirilen kişidir. Geometri dünyasında kapladığı bu seçkin yeri kendisinin büyük bir matematikçi olmasından çok, geometrinin başlangıcından kendi zamanına kadar bilinen ismi ile Öğeler adını taşıyan kitabında toplamıştır.

Öklid geometrisi 19. yüzyılın başına kadar rakipsiz kaldı. Hatta 20. yüzyılın ortalarına kadar bile orta öğretimde geometri, Öklid'in öğelerine bağlı olarak okutuldu.

Öklid toplam 13 kitaptan oluşan Elementler'in ilk kitabında 10 tane aksiyomdan bahsetmektedir. Bunlardan 5'i ortak kanı şeklinde ifade edilmektedir 5'i de postulalar olarak nitelendirilmektedir. Bunlardan yola çıkarak Geometrinin diğer önermelerini ispat etmektedir.

Arşimet (MÖ 287-212)

Arşimet (MÖ 287-212)

Siracusa, Sicilya doğumlu Yunanlı matematikçi, mühendis, fizikçidir. Arşimet'in mekanik alanında yapmış olduğu buluşlar arasında bileşik makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar sayılabilir. Bunlara ilişkin eserler verilmemiş, ancak matematiğin geometri alanına, fiziğin statik ve hidrostatik alanlarına önemli katkılarda bulunan pek çok eser bırakmıştır.

İlk defa denge prensiplerini ortaya koyan bilim adamı da Arşimet'tir. Sonradan modern matematiğin gelişmesinin temelini oluşturmuş, Arap, Acem, Türk bilim adamlarını etkilemiş, Avrupa da Newton ve Leibniz'in bulduğu diferansiyel denklemler ve integral hesap için iyi bir temel oluşturmuştur. Arşimet, Parabolün Dörtgenleştirilmesi adlı kitabında, tüketme metodu ile bir parabol kesmesinin alanının, aynı tabana ve yüksekliğe sahip bir üçgenin alanının 4/3'üne eşit olduğunu ispatlamıştır.

Arşimet, kendi adıyla tanınan “sıvıların dengesi kanununu” da bulmuştur. Yapıtlarının uzun yıllar karanlıkta kalmış; matematiğe katkısı yapıtlarının 8. ya da 9. yüzyılda Arapçaya çevrilmesine kadar gerçekleşememiştir. Örneğin Arşimet’in başka 

Cai Lun (48-121)

Cai Lun (48-121)

Hakkında pek bilgi bulunmayan Cai Lun ya da Ts’ai Lun, tarihte, bugün bilinen tarzdaki ilk kâğıdı yapan kişidir. Çin'deki arkeolojik kazılarda 2200 yıl öncesine ait kâğıt yaprak kanıtları bulunmuştur. Çin'de imparatorun danışmanı olan T'Sai Lun, kâğıt yapım teknolojisinde yenilikler getirmiş günümüzde kullanan kağıdı icad etmiştir.

Yaklaşık 500 yıl kâğıt yapımı gizli bir sanat olarak Çin topraklarında kaldı. MS 751 yılında yapılan Talas Savaşı'ndan sonra Araplar, Çinli esirleri Semerkant'a götürdüler. Çinli esirler burada önemli bir kâğıt üretim merkezi kurdular. Avrupalılar ise ancak MS 12. yüzyılda Arapların aracılığı ile kâğıtla tanıştı.

Zhang Heng (78-139)

Zhang Heng (78-139)

Henan doğumlu Çinli sismolog ve matematikçidir. Astronomi, metafizik ve coğrafya da ilgi alanlarındandır. Tarihte bilinen ilk deprem bilimcidir.   Çinliler MÖ 780'li yıllarda deprem dökümünü tutuyordu. Yunan filozof Aristoteles titreşimlere, durağan olmayan buharların neden olduğunu öne sürmüştü. Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu. Zhang Heng 2 metre uzunluğunda tunçtan dev bir alet ile depremin şiddetini ölçebiliyordu. O alet günümüzde kalmadı. Biz ona Sismoskop (deprem gözler) diyoruz.  Zhang Heng, su saatli gök küresi cihazıyla rüzgârlı depremyazarı araştırıp yapmıştır. Zhang Heng, dünyada yaptığı bu ilk sismografla MS 138 yılında Çin’in Shaanxi eyaletinde meydana gelen bir depremi önceden haber vermiştir. Su saatli gök küresi cihazı, bugünkü dünya küresi modeline benziyor. Aslında başka bir bilim adamı tarafından keşfedilip icat edilmiş gök küresi cihazı üzerinde yenilik getirerek onu ıslah eden Zhang Heng, dişli çark sistemiyle gök küresi ve su saati arasında bağlantı kurarak, su saatiyle gök küresini düzenli bir şekilde döndürmüştür. Gök küresi modeli, günde tam bir devir yapar. Böylelikle insanoğlu, evde gök küresi modeline bakarak hangi saatte hangi gezegenin nerede bulunduğunu

Klaudyos Batlamyus  (85/90-160/165)

Klaudyos Batlamyus (85/90-160/165)

Yunan asıllı bir Mısırlı, veya Mısır asıllı bir Yunan olduğu iddia edilmektedir.

Batlamyus, iki önemli yapıtın yazarıdır: Büyük Bileşim ve Coğrafya. Bu yapıtlar Avrupa'daki Ortaçağ'ın bitişinde önemli yere sahiptir. Kitapların Latinceye çevrilişi ancak 12. yüzyılda yapılmıştır.

Büyük Bileşim (Arapça: Kitab el MacistiLatinceAlmagest, Yunanca: Mathematike Syntatksis), Yunan ve Babil uygarlıklarının gökbilim bilgilerinin bir derlemesidir. Derlemenin çoğu kendisinden üç yüzyıl önce yaşamış olan Hiparkus'a dayanır. Yapıtta Dünya merkezli bir Güneş Sistemi modeli önerilir. Bu model, Kopernik'in güneş merkezli modeline dek Batı ve İslam dünyalarında geçerli model olarak kabul edilmiştir. Kitapta ayrıca düzlem ve küresel trigonometri hakkında bir inceleme bulunmaktadır.

Batlamyus'un diğer önemli yapıtı Coğrafya da bir derlemedir. Çağının Roma İmparatorluğu'nda bilinen coğrafya bilgileri bu kitapta toplanmıştır.

El Cahız  (775/781-868/869)

El Cahız (775/781-868/869)

Basra doğumlu, Doğu Afrika kökenli Arap biyologdur. Kitap el Hayavan eseri ile zooloji konusunda ün yapmış, besin zincirlerinden bahseden ilk kişi olmuştur. Hayvan gübresinden amonyak elde etmesi en şaşırtıcı keşiflerinden sayılmaktadır. Modern zoolojik ve antropolojik bilimlerin en erken temsilcisi olan Cahız, biyolojik ilk evrim teorisini ortaya koyan kişi olarak bilinmektedir. Cahız’ın biyolojik evrim teorisi, zooloji ve biyolojinin gelişmesini derinden etkiledi. Cahız’ın evrim teorisinden etkilenip yaymaya çalışan geçmişten bugüne en etkin zoolog ve bilim adamları:  İbn Meskeveyh, Biruni, İbn Tufeyl, İbn Haldun, İbn Sina, El- Mesudi, Zekeriya El Kazvini, Müstevfi, Kemaleddin Ed Damiri, Kınalızade Ali Efendi, Abraham Echellensis, D’Herbelot, Sir Edward Pococke, F.Wustenfeld, Linaeaus, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Samuel Lee, Buffon, E.Darwin, Lamark, Ch.Darwin.

Gününüz de gelişen teknoloji ile halen evrimsel biyolojide çalışmalar yapılmaktadır. Ch. Darwin’ e kadar Yeni Çağ da yankı uyandırmayan ve popüler olmayan Cahız’ın evrim teorisini Ch.Darwin ve onun öncülleri diğer evrimci teoriler temelinde benimseyerek kabul edip 18 ve 19. Yüzyıllarda gelişen bilimsel bağlam içerisinde daha bilimsel bir yolla bu teorilerini formüle ettiler. Cahız’ın özellikle Avrupalı düşünürlere etkisi hakkında iki ana çalışma dikkat çekmektedir. Bunlar, Fr. Dieterici’nin 1878 yılında Leipzig’de yayınladığı Der Darwinismus im X und XIX Jahrhundert ve E. Wiedemann’ın 1915 yılında Erlangen’de Sitzungsbericht der Physikalisch-Medizinischen Sozietät’de yayınladığı “Darwinistisches bei Gahiz” isimli çalışmalardır.

Ebû Mûsa Câbir bin Hayyân (721/722-808/815)

Ebû Mûsa Câbir bin Hayyân (721/722-808/815)

Horasanlı kimyagerdir. Modern kimyanın babası ve kurucusu olarak bilinir. Kimya dışında eczacılık, metalürji, astroloji, felsefe, fizik ve müzik gibi alanda 400’ü aşan eser bıraktığı söylenirse de ancak 20 civarı eseri bugüne kalmıştır.

İlk kimya laboratuvarını kurdu. Kendi kurduğu laboratuvarda ilk suni hücreyi yaptı.

Eserlerinden 12. yüzyılında Latinceye çevrilmiş olan Kitab al-Kimya adlı eseri, Simya ve Kimya kelimelerinin kökeni olmuştur. Atomun parçalanabileceği ve nükleer patlamaya sebep olacağını ilk keşfeden kimyager olmuştur.

Nitrik asit, Hidrojen klorür ve asitin rafine ve kristalize yöntemlerini bulduğu Kral suyu'nu icat ettiği ve Sitrik asit, Asetik asit, Tartarik asiti keşfettiği düşünülmektedir. "İmbik" geliştirmiş ve kendisinin ortaya attığı Baz kavramıyla Kimya'nın gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Ayrıca daha sonra zehirlilerin zehirlisi olan arsenik tozunu elde eden ilk kişidir.

Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani (858-929)

Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani (858-929)

Bugünkü Türkiye’nin Urfa şehri Harran ilçesinde doğmuştur. Latince adı Albategnius Ay’daki bir bölgeye verilmiş olan ünlü Arap matematikçidir. Astronomi ve astroloji alanlarında da çalışmalar yapmıştır.

Battani, gelişmiş ay ve güneş tabloları kullanarak yaptığı gözlemler boyunca, Güneş'in dışmerkez kuvvetinin değiştiğini, modern astronomide Dünya'nın Güneş etrafındaki bir eliptik yörünge üzerindeki hareketinin eşitliğini keşfetmiştir. Battani'nin astronomideki en çok bilinen başarılarından biri Güneş Yılını 365 gün, 5 saat, 46 dakika ve 24 saniye olarak ölçmüş olmasıdır.

KopernikKopernik Devrimi'ni başlatan De Revolitionibus Orbium Coelestium adlı kitabında Battani'ye olan minnetini dile getirmiş ve birçok yerde O'ndan alıntılar yapmıştır.

Battani'nin Zij adı verilen çalışması Johannes KeplerTycho Brahe gibi Avrupalı astronomlar üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Nicolaus Copernicus, Zij üç defa Latinceye çevrilmesine rağmen, O'ndan yaklaşık 700 yıl önce yaşamış Battani ne yazdıysa eserlerinde tekrar etmiştir.

Battani, Batlamyus'un bazı yanlışlarını düzeltmiş ve yeni Güneş ve Ay tablolarında derlemiştir. Uzun süre bilim dünyasında otorite olarak kabul edilmiştir. Güneş'in enberi hareketlerini keşfetmiş, gök kürenin bölümleri üzerine çalışmalar yapmış ve muhtemelen 5.yüzyılda yaşamış olan Hint astronom Aryabhata'dan bağımsız olarak, sinüsün ve kısmi olarak da tanjantın hesaplamadaki kullanımlarını açıklamış ve böylece modern trigonometrinin temelini atmıştır.

Battani bunlardan başka astronomide, ekinoksların devinme hareketlerinin değerlerini ve ekliptik eğimi çok yakın bir oran bularak hesaplamıştır. Battani, tablolarında devinim için tekdüze değerlendirmeler kullanmıştır.

O'nun en önemli çalışması olan Zij ya da ayarlı astronomik tablolar, Plato Tibirnitus tarafından 1116 yılında De Motu Stellarum olarak Latinceye çevrilen 57 bölümden oluşan el-Zij es-Sabi adlı eseri Avrupa astronomisinde büyük bir etki bırakmıştır. Zij, biraz Hint etkisi görülen Batlamyus teorisi üzerine bina tesis edilmiştir. Bu eserin bir yeni baskısı 1645 yılında Bologna'da ortaya çıkmıştır. Platon’un orijinal el yazısıyla yazdığı nüshası Vatikan'da; ve Battani tarafından yazılmış bir el yazma tezi ise Escorial Library'de astronomik kronoloji bölümünde muhafaza edilmektedir.

Battani, gelişmiş ay ve güneş tabloları kullanarak yaptığı gözlemler boyunca, Güneş'in dışmerkez kuvvetinin değiştiğini, modern astronomide Dünya'nın Güneş etrafındaki bir eliptik yörünge üzerindeki hareketinin eşitliğini keşfetmiştir.

Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er-râzî (865-925)

Ebû Bekir Muhammed bin Zekeriyyâ er-râzî (865-925)

İran bölgesinde yaşamış farsi Türk doktorudur. Pediatrinin babası olarak bilinir. İlk göz ameliyatını yaptığı bilinmektedir. Tıp, eczacılık, simya alanlarında eserler vermiştir. Alkol ve gazyağını bulan ve çiçek hastalığını kızamıktan farklı olduğunu ilk keşfeden kişidir. İngiliz oryantalist Edward Granville Brown'a göre tüm zamanların en yetkin bilim insanlarından biridir.

Ebu Nasr Muhammed el-Farabi (870-950/951)

Ebu Nasr Muhammed el-Farabi (870-950/951)

Türkistan bölgesinde Farab doğumlu farsi Türk gök bilimci, mantıkçı, müzisyendir. Orta çağ aydınları  arasında Magister Secundus (İkinci Üstad) diye anılmaktadır. (Birinci Üstad Aristo olarak anılmaktaydı) Günümüzde de bilim otoritelerince bu görüş internet çağı sonrası benimsenmiştir. Ud ve Kanun müzik enstrümanını icad eden kişi olarak  bilinmektedir.

Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren bilinen ilk bilgindir.

İbn-i Heysem (965-1038-1040)

İbn-i Heysem (965-1038-1040)

Basra doğumlu fizikçi, matematikçi Arap bilginidir.  Işık Kuramı ile modern ışın kuramının öncüsü olmuştur. Işık ışınlarının su ve hava gibi saydam ortamlar boyunca kırılmasını incelerken suya daldırılmış yuvarlak dipli cam kaplarla oluşturduğu küre kesmeleriyle yürüttüğü deneylerinin ayrıntısında, büyüteçlerin kuramsal keşfine hemen hemen yaklaşmıştır. Bu buluş pratik olarak İtalya’da üç yüzyıl sonra gerçekleşmiş, kırılmaya ilişkin yasanın 1620’de Willebrord va Roijen Snell (Snellius) (1580-1626) ve Rene Descartes (Renatus Cartesius) (1596-1650) tarafından bulunması için ise altı yüzyıldan daha uzun bir süre geçmesi gerekmiştir. Snell, açıların trigonometrik sinüs değerleri yer aldığı için “sinüs yasası” diye de bilinen kırılma yasasını 1621 yılı dolayında ifade etmiştir. 13.yüzyılda Roger Bacon ve Ortaçağ batı dünyasının optikle ilgilenen başta Erazm Ciolek Vitellio (Witelo) (1225-1290) gibi öteki yazar ve araştırmacıları kendi optik çalışmalarında büyük ölçüde İbn el-Heysem’in bu ünlü eserine (Latincesi Opticae Thesaurus…) dayanmışlardır. Bu yapıt Leonardo da Vinci (1452-1519) ve Johannes Kepler’i (1571-1630) de etkilemiştir. Descartes’in Dioptrics (1659) adlı kitabında kırılma açılarına ilişkin sonuçlar yayınlanıncaya kadar, bütünüyle neredeyse İbn el-Heysem'e aittir. Ayrıca küresel ve parabolik aynaları incelemiş, bir mercek yardımıyla kırılma olayının odaklama sonucu nasıl görüntü oluşturduğunu, görüntüyü nasıl büyütebildiğini anlamış ve küresel bir aynada niçin sapma meydana geldiğini matematiksel olarak kavramıştır.

Kitab el-Menazır (Optik Kitabı / Görüntüler Kitabı / Optik Hazinesi) adlı yapıtı, gözün anatomisi ve fizyolojisi ile başlar. Burada beyinden çıkan optik sinirden başlayarak gözün kendisine kadar konjonktif, iris, kornea ve mercek gibi kısımlardan her birinin görme olayındaki rolü ustaca resimlenmiştir. Gözün çeşitli kısımları arasındaki ilişki ve görme olayı sırasındaki bütün bir organ ve dioptrik (merceklerin ışığı kırmaları ile ilgili) bir sistem olarak gözün nasıl iş gördüğü gösterilmiştir.

Görme konusunda İbn-i Heysem'e kadar geçerli olan kuram, Öklid ve Batlamyus'un ortaya attıkları ve görme olayının, gözün görülecek nesneye yolladığı ışınlarla gerçekleştiğini öne süren kuramdı. İbn-i Heysem bu kuramı reddederek olayın bunun tam tersi olduğunu ve gözün, nesnenin yolladığı ışınları algılayarak o cismi gördüğünü ortaya attı. İkinci Batlamyus ve Işığın babası gibi lakapları vardır.

İbn-i Sina (980-1037)

İbn-i Sina (980-1037)

Buhara doğumlu farsi Türk doktorudur. Kimya, astronomi ve felsefe alanlarında da eserleri bulunmaktadır. Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu, doktorların önderi olarak bilinir ve "Büyük Üstad" ismi ile tanınır. Tıp alanında yedi asır boyunca temel kaynak eser olarak süre gelen El-Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuştur.

Hastalık yayan mikroskobik organizmaları keşfetmiştir. İlaç üretimi ve modern anlamda hastalıklara teşhis koyan keşifleri ile tıp dışında jeoloji biliminin de öncüsü olarak ün kazanmıştır. 

Nikolas Kopernik (1473-1543)

Nikolas Kopernik (1473-1543)

Torun doğumlu Polonyalı matematikçi aynı zamanda matematik, tıp, kanon hukuku ve ekonomi dallarında çalışmalar yürütmüştür. Kopernik, "De revolutionibus orbium coelestium" (Göksel kürelerin devinimleri üzerine) başlığını taşıyan başyapıtında Güneş Sistemi'nin tarifini yapmış, gezegenlerin güneşin merkezde olduğu sabit yörüngeler üzerinde hareket ettiğini kabul eden gün merkezlilik yasasını savunmuştur. 1543 yılında, Kopernik'in ölümünden kısa bir süre önce yayımlanan bu kitap, "Kopernik Gün merkezliliği" denilen astronomik modelin başlangıcını oluşturur ve modern astronomik ve bilimsel gelişmelerin başlangıç noktası olarak gösterilerek bilim tarihinde bir dönüm noktası teşkil etmektedir.

Etkilendiği bilim adamları Battani Nasirüddin Tusi olmuştur. KopernikKopernik Devrimi'ni başlatan De Revolitionibus Orbium Coelestium adlı kitabında Battani'ye olan minnetini dile getirmiş ve birçok yerde O'ndan alıntılar yapmıştır.

 Günümüzün yakın evrensel temel Güneş merkezli fikir kabulüne rağmen, Kopernik'in teorisinin aslında yavaş farkına varılmıştır. yarım yüzyıl sonra Kepler ve Galileo’nun çalışmalarıyla Kopernik'i savunan her önemli kanıt ortaya çıkmış oldu. Galileo'nun eylemsizlik prensibini formüle dökmesiyle ve Isaac Newton'un evrensel kütle çekimi kanunu ve mekanik kanunlarını formüle dökmesiyle (1687, Principia) güneş merkezli görüş genel olarak kabul gördü.

Galileo Galilei (1564-1642)

Galileo Galilei (1564-1642)

Pisa doğumlu İtalyan astronomfizikçimühendisfilozof ve matematikçidir. Rönesans'ın bilimsel devrimine büyük katkıda bulunan bilim insanına “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimler takılmıştır. Gözlemsel astronomiye katkılarının arasında Venüs'ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter'in en büyük dört uydusunun keşfi (Galileo'nun uyduları adı verilmiştir), güneş lekelerinin gözlemi analizi bulunmaktadır. Galileo ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalışmış ve geliştirilmiş bir askeri pusula gibi başka aletler icat etmiştir.

Johannes Kepler (1571-1630)

Johannes Kepler (1571-1630)

Weil der Stadt doğumlu Alman matematikçiastronom ve bir gökbilimcidir. 17. Yüzyılın bilimsel devriminde, "Astronoma Nova", "Harmonik Mundi" ve "Kopernik Astronomi Özeti" adlı çalışmalarına bağlı olarak, şahsen ortaya çıkardığı Kepler'in gezegensel hareket yasaları ile tanınır. Ayrıca bu çalışmalar Isaac Newton’un evrensel yerçekimi kuvveti teorisine dayanak sağlamıştır.

Bunların yanında, optik biliminin temel bilimsel prensipleri üzerinde çalışmalar yaptı; "Kepler-tipi teleskop" adıyla anılan bir kırıcı teleskobun geliştirilmiş bir tipini icat etti ve kendi ile aynı dönemde yaşamış olan Galileo Galileinin teleskopik buluşlarında da ismen bahsedildi. Kendi optik çalışmalarını büyük ölçüde İbn el-Heysem’in bu ünlü eserine (Latincesi Opticae Thesaurus…) dayandırmıştır. Avrupa da dinsel hayat ve yönetim tarzından bilimsel hayat ve yönetime geçişin miladını başlattığı ileri sürülür.

Wilhelm Schickard (1592-1635)

Wilhelm Schickard (1592-1635)

Herrenberg doğumlu Alman bilim adamıdır. 1623 yılında icat ettiği hesap makinesi 6 haneye kadar toplama çıkarma işlemi yapabilmekte ve sayı basamakları yetmeyince çalan bir zille bunu kullanıcıya bildirmektedir.

Descartes, René (1596-1650)

Descartes, René (1596-1650)

La Haye en TouraineIndre-et-Loire  doğumlu Fransız doğa bilimcisi, matematikçi, yazar ve filozoftur. Modern Filozofinin Babası unvanını almıştır ve kendisini takip eden Batı felsefesi çoğunlukla onun günümüzde hala çalışılan yazılarına cevap niteliğindedir. Özellikle “İlk Felsefe Üzerine Düşünceler” hala çoğu üniversitenin felsefe bölümünde standart bir kaynak olarak kabul edilir. Descartes’in matematiğe katkısı da aynı derecede belirgindir; uzaydaki bir noktayı bir numaralar seti olarak işaretleyebilmeyi ve cebirsel denklemleri iki boyutlu koordinat sisteminde geometrik şekiller olarak göstermeyi (ve tam tersini) sağlayan Kartezyen koordinat sistemi, ismini Descartes’ten alır. Cebir ve geometri arasında bir köprü olan, sonsuz küçükler hesabı ve analizi için elzem olan, analitik geometrinin de temellerini Descartes atmıştır. Avrupa da analitik geometrinin kurucusu olarak bilinir. Bir deha örneği olarak tanımlanan Descartes aynı zamanda bilimsel devrimdeki anahtar kişilerden biridir. İbn el-Heysem’in bu ünlü eserini (Latincesi Opticae Thesaurus…) kendi kitabında bütünüyle ayrıntılı olarak Avrupa ya duyurmuştur. Kendisinden önceki filozofların otoritesini ve kendi algılarının kesinliğini “mutlak kesinlik yoktur.” Sözüyle dile getirmiştir.  

Torricelli, Evangelista (1608-1647)

Torricelli, Evangelista (1608-1647)


Ravenna doğumu İtalyan fizikçi ve matematikçi. Galileo ile birlikte çalıştı. Cıvalı barometreyi buldu. Bu aletin adı havanın ağırlığının cıvanın ağırlığına karşılık ölçülmesi sebebiyle iki ağırlık ölçüsünü belirten yunanca iki kelimeden oluşmaktadır. Barometrenin icadı bir pratik probleminin çözümü üzerine yapılan çalışmalar sonucunda gerçekleşmiştir. Barometrenin keşfi Torricelli’nin şöhretini ebedi kıldı. Bir basınç ölçüm birimi olan Torr’a, Torricelli’nin anısına bu isim verilmiştir. “ Fransız filozof Descartes, 1601 yılında aynı gözlemleri yapmıştır ancak bu gözlemlerin sonuçlarını yayımlamamıştır.”

Torricelli ayrıca daha sonradan Bernoulli yasasının temelini oluşturacak olan, bir açıklıktan akan akışkanın hızı ile ilgili olan Torricelli yasasını bulmuştur. Torricelli, rüzgârların oluşmasına ilk bilimsel açıklamayı getirmiştir. 

Isaac Newton (1643-1727)

Isaac Newton (1643-1727)

Woolsthorpe, İngiltere doğumlu İngiliz fizikçimatematikçiastronomdur. 1687’de yayınlanan kitabı Philosophiæ Naturalis Principia Mathematicaklasik mekaniğin temelini atmıştır ve tarihin en önemli bilimsel kitaplarından biri olmuştur. Bu çalışmasında Newton evrensel kütle çekimini ve hareketin üç kanununu ortaya koymuş ve sonraki üç yüzyıl boyunca bu bakış açısı bilim dünyasına egemen olmuştur. Newton ilk yansıtmalı teleskobu geliştirmiş, İbn Heysem’in Çadırda açtığı küçük bir delikten beyaz ışığın bir prizmaya tutulduğunda farklı renklerden bir tayf yapması gözlemi üzerine çalışmış ve bir renk kuramı oluşturmuştur.

Newton bilim insanları tarafından tarihin en etkili insanlarından biri kabul edilmektedir. 1999'un sonlarında 100 ileri gelen fizikçiyle gerçekleştirilen milenyum oylamasında Newton, tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında Albert Einstein'dan sonra 2. sırayı almıştır.

Aristo ve Kepler den etkilenen ve çalışmalarını geliştiren Newton, Kepler’in Heysem’in Opticae Thesaurus kitabından yaptığı alıntılar üzerine çalışmalar yaparak 1704'te ışık ve renkleri konu alan The Opticks kitabını yayınladı. Heysem den sonra Kepler kadar bahsedilmeyen, Keplerden sonra geni çevrelere duyurulmayan Optik keşiflerini, Kitap Principia'da olduğu gibi Latince değil, İngilizce basılmıştır. Böylece Newton kitabı aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşabilmiştir. Kitapta yansıma ve kırınım hesapları, beyaz ışığın tayfın renklerine ayrılması, gözün çalışma yöntemi, merceklerle görüntü oluşumu, gökkuşağının renkleri, yansıma, teleskopunun yapımı gibi konulardan bahseder.

John Flamsteed (1646-1719)

John Flamsteed (1646-1719)

Derbyshire, İngiltere doğumlu İngiliz gökbilimcidir. İngiliz astronom. Greenwich rasathanesinin kurucusu. Yıldızların numaralandırılmasında bugün hala geçerli olan bir yıldızlar kataloğu hazırladı.

Flamsteed, 1666 ve 1668 yıllarının Güneş tutulmalarını başarı ile öngörmüş, ve Uranüs gezegeninin en erken gözlemlerini gerçekleştirmiştir. Ancak kendisi bu gezegeni bir yıldız sanmış ve Boğa takımyıldızı üyesi olarak sınıflandırmıştır

James Watt  (1736-1819)

James Watt (1736-1819)

Greenock, doğumlu modern buhar makinesinin geliştiricisi olan İskoç mucit ve mühendistir. Endüstriyel devrimin oluşmasında önemli rol oynamıştır. 1765'de Thomas Newcomenın yaptığı bir model üzerinde uğraşarak buhar makinesini çalıştırmayı başardı. Thomas Newcomen buhar makinesini bulan kişidir James Watt ise sadece onu sanayi de kullanılacak biçime çevirmiştir.

John Dalton (1766-1844)

John Dalton (1766-1844)

Eaglesfield, Cumbria, Cumberland, Birleşik Krallık doğumlu  İngiliz kimyagermeteorolog ve fizikçi. Modern Atom Teorisi ile ilgili öncü çalışmaları ve renk körlüğü (onun onuruna Daltonizm olarak da bilinir) üzerine araştırmalarıyla bilinir. Atom kavramından ilk bahseden Democritus’dan sonra Hayyan’ın atomun parçalara ayrılabilip nükleer patlamaya neden olabileceği keşfini bulsa da bu konuda ve iki diğer konuda atom teorileri hatalı olsa da modem atom teorilerine öncü olmuştur. Dalton, teorisini ortaya koymadan önce geçmişte yapılan açıklamaları incelemiş ve Sabit Oranlar Kanunu’nun MÖ 400 – 500 yıllarında Yunan filozofları Leucippus ve Democritus tarafından ortaya atılan atom kavramıyla açıklanabileceğini Hayyan’ın atomun bölünebileceği kavramı ile açıklanabileceği düşünmüştür. Dalton’un geliştirdiği hipotezler şöyledir: Elementler atom adı verilen son derece küçük taneciklerden oluşur. Bir elementin bütün atomları birbirinin aynıdır, yani bu atomların boyutları eşittir, aynı kütleye sahiptir ve kimyasal özellikleri aynıdır. Ancak bir elementin atomları diğer bütün elementlerin atomlarından farklıdır. Bileşikler birden çok elementin atomlarından oluşmuştur. Herhangi bir bileşikteki iki elementin atom sayılarının oranı bir tam sayı ya da basit tam sayılı bir kesirdir. Kimyasal tepkimeler, yalnızca atomların birbirinden ayrılması, birbirleri ile birleşmesi ya da yeniden düzenlenmesinden ibarettir, atomların yok olmasına ya da oluşmasına yol açmaz. 

Carl Friedrich Gauss (1777-1855)

Carl Friedrich Gauss (1777-1855)

Braunschweig doğumlu Alman matematikçi, fizikçi doğa bilimcisidir.  "Matematikçilerin prensi" ve "antik çağlardan beri yaşamış en büyük matematikçi" olarak da anılan Gauss, matematiğin ve bilimin pek çok alanına etkisini bırakmıştır ve tarihin en nüfuzlu matematikçilerinden biri olarak kabul edilir. Gökyüzü cisimlerinin devinimleri kuramı, Jeodezinin yeni yöntemlerinin mutlak ölçü sisteminin kurucusudur.

Sir Humphry Davy (1778-1829)

Sir Humphry Davy (1778-1829)

Penzance, Cornwall doğumlu İngiliz kimyager. Elektro-kimyanın kurucusudur. Bileşikleri elektrik enerjisiyle ayrıştırmış ve elementleri saf olarak elde etmiştir. Bristol’daki, ciğer hastalarının tedavi edildiği hastanede yaptığı çalışmalarla 1799'da, azot protoksidin güldürücü etkisini buldu; türlü gazların fizyolojik etkilerini kendi üzerinde yaptığı deneylerle inceledi. 1807'de sırayla; erimiş külden elektrik akımı geçirdi ve bu yolla önce potasyum adını verdiği elementi, sonra da sodadan sodyum elementini ayırmayı başardı. Ertesi yıl da baryum stronsiyum ve kalsiyumu buldu. Asit özelliğinin hidrojenin varlığından ileri geldiğini saptayarak asitlerle anhidritlerin farklı olduğu sonucuna vardı. Ayrıca, elektroliz ürünleri üstüne ölçmeler yaparak elektrik yayını buldu. 1817’de oksitlenme tepkileri, (hidrojen, alkol) platinin katalitik özelliklerini buldu. Maden ocaklarında grizu patlamalarına karşı kullanılan tel kafesli emniyet lambası buldu.  

Samuel Morse (1791-1872)

Samuel Morse (1791-1872)

Charlestown, Boston, doğumlu  ABD'li mucit, portre ve tarih sahnesi ressamıdır. Morse 1837'de elektrikli telgrafı icat etti. Joseph Henry, bugün Princeton Üniversitesi'nde bulunan çalışan ilk prototipi yapmıştı. Henry ayrıca, Morse'un O'Reilly'ye karşı dava açmasına rağmen yayınlayamadığı bilimsel dokümanlara da sahipti. Patent denemesi sürecinde, Morse'un avukatı, Morse'un kendi el yazısıyla yazılmış olan bilimsel dokümanların yakıldığını iddia etti. Joseph Henry zamanının açık kaynaklı teşebbüs sahiplerindendi ve Morse gizlilik avantajlarını elinde bulunduruyordu. 1837'de Morse cihazın patentini aldı. 1832'de, Morse elektomanyetik telgraf ve Charles T. Jackson'la yaptığı telgraf görüşmelerinde kullandığı Morse Kodları olarak bilinen sinyal alfabesi fikirlerini geliştirdi.

Michael Faraday (1791-1867

Michael Faraday (1791-1867

Newington  Butts, İngiltere doğumlu İngiliz kimya ve fizik bilgini, 19. yüzyılın en büyük bilim adamlarından biridir. Elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu. Elektrolizin temel ilkelerini belirledi. Klor gazını sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir ve elektrik motorunu icat etmiştir. Deneysel olarak, bir maddeden geçen belli miktarda elektrik akımının, o maddenin bileşenlerinde belli miktarda bir çözülüme yol açtığını gösterdi. Bu sonuç ilk elektrik sayaçlarının üretimine olanak verir. Faraday'ın önemli katkıları arasında "amper" denilen akım biriminin kesin tanımını yapmış olması ve elektrolizde geçen "elektrot", "anot", "katot", "elektrolit", "iyon" vb. terimlerini bulması vardır. Faraday manyetik etkiyle ilgili deneyleri gerçekleştirip sonuçlarını bilim dünyasına sunarken elektriğin farklı biçimlerde ortaya çıkan türlerinin niteliği konusunda kuşkular belirmişti. Elektrikli yılan balığının ve öteki elektrikli balıkların saldığı, bir elektrostatik üretecin verdiği bir pilden ya da elektromanyetik üreteçten elde edilen elektrik akışkanları birbirinin aynı mıydı? Yoksa bunlar farklı yasalara uyan farklı akışkanlar mıydı? Faraday araştırmalarını derinleştirince iki önemli buluş gerçekleştirdi. Faraday, ayrıca mıknatıs kutupları arasında döndürdüğü bir bakır yuvarlak ile devamlı bir akım elde etmeyi de başardı. 1832 ve 1833'te elektrolizin iki temel kanununun formüllerini buldu. 1840 yılında ışık enerjisi ile elektromanyetik enerjinin birbirine çok benzer, hatta aynı olduğu kuramını geliştirdi.

Darwin Charles (1809-1882)

Darwin Charles (1809-1882)

Shrewsbury, Shopshire, Birleşik Krallık doğumlu  İngiliz biyolog ve doğa tarihçisidir. İngiliz doğa Kendi kendini ayarlayan evrim kuramını geliştirdi.

Cahız’ın evrim teorisinden etkilenip yaymaya çalışan geçmişten bugüne en etkin zoolog ve bilim adamları (İbn Meskeveyh, Biruni, İbn Tufeyl, İbn Haldun, İbn Sina, El- Mesudi, Zekeriya El Kazvini, Müstevfi, Kemaleddin Ed Damiri, Kınalızade Ali Efendi, Abraham Echellensis, D’Herbelot, Sir Edward Pococke, F.Wustenfeld, Linaeaus, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Samuel Lee, Buffon, E.Darwin, Lamark, Ch.Darwin.) arasında en etkin bilim adamı olmuştur.  Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı. Olası itirazlara en iyi şekilde cevap verebilmek için araştırma yapmaya ve kanıt toplamaya başladı. 1858'de Alfred Russell Wallace'dan aldığı bir mektubu okuyunca, Wallace'ın da kendisininkine benzer bir teori geliştirdiğini anladı ve nihayet teorisini yayımlamaya karar verdi.

Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici ögesidir. Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür.

1859'da yayımladığı On the Origin of Species (Türlerin Kökeni Üzerine) adlı kitabı, canlıların ortak atalardan evrilerek çeşitlendiği fikrinin geniş kabul görmesini sağladı. Daha sonra yayımladığı The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex (İnsanın Türeyişi, ve Cinsiyete Mahsus Seçilim) kitabında insan evrimini ve cinsel seçilim fikrini inceledi. The Expression of the Emotions in Man and Animals (İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi) adlı kitabında ise insanların ve hayvanların duygularını ifade ediş şekilleri arasındaki benzerlikleri ortaya koydu.

James Joule (1818-1920)

James Joule (1818-1920)

Manchester doğumlu İngiliz fizikçidir. Isının mekanik iş ile olan ilişkisini keşfetti. Bu keşif, enerjinin korunumu teorisine ve oradan da termodinamiğin birinci kanunu'nun eldesini sağladı. SI sistemindeki iş birimi joule, onun adına ithafen verilmiştir. Lord Kelvin ile mutlak sıcaklık skalasını geliştirmiştir. Bir direnç üzerinden geçen elektrik akımının ısı yaydığını bulmuştur (Joule yasası).

Louis Pasteur (1822-1895)

Louis Pasteur (1822-1895)

Dole, Fransa doğumlu kuduz aşısını bulan Fransız mikrobiyolog ve kimyagerdir.

Pasteur, mayalanma olayında ve bulaşıcı hastalıklarda mikroorganizmaların sorumlu olduğunu kanıtladı. Kendiliğinden türeme teorisini çürüttü. Bu sayede şarapbirasütmeyve suyu gibi mayalanabilir sıvıların uzun süre bozulmadan saklanabilmelerini sağlayan "pastörizasyon" adlı konserve yönteminin gelişmesini sağladı. Bu yöntem, sütü 63 °C'de otuz dakika süreyle ısıtmak ve daha sonra sütü hızlı bir biçimde soğuttuktan sonra kapalı ve sterilize edilmiş şişelere koyarak uygulanıyordu. Buna benzer bir yöntem günümüzde (UHT) adı altında kullanılmaktadır.

Rudolf Julius Emanuel Clausius (1822-1888)

Rudolf Julius Emanuel Clausius (1822-1888)

Kozsalin, Polonya doğumlu Alman fizikçi. Isı öğretisinin ikinci yasalarını yazdı ve Entropi kavramını belirledi. termodinamik biliminin başlıca kurucularından kabul edilen Alman fizikçi ve matematikçiSadi Carnot'un Carnot çevrimi olarak bilinen ilkesini ısı teorisi olarak yeniden şekillendirmiştir. 1850 yılında yayımlanan en önemli makalesi Mekanik ısı teorisi üzerine  termodinamiğin ikinci yasasındaki temel fikirlere açıklamalar getiriyordu. 1865 yılında bilimi “entropi” kavramıyla tanıştırdı.

1865 yılında termodinamiğin birinci ve ikinci yasasını aşağıdaki gibi özetlemiştir: Evrenin enerjisi sabittir. Evrenin entropisi maksimuma ulaşma eğilimindedir.

James Clerk Maxwell (1833-1879)

James Clerk Maxwell (1833-1879)

Edinburgh, İskoçya doğumlu İskoç matematikçi ve teorik fizikçidir. Modern elektrodinamiğin ve kinetik gaz kuramının kurucusudur. Elektromanyetik dalgaların varlığını tahmin etmişti. En önemli başarısı klasik elektromanyetik teorisinde daha önceden birbirleriyle ilişkisiz olarak gözüken elektrik ve manyetizmanın aynı şey olduğunu kendisine ait olan Denklemleriyle (4 denklem) ispatlamıştır. Bu denklemler elektrik, manyetik ve optik alanlarında kullanılır. Maxwell Denklemleri sayesinde bu alandaki klasik denklemler ve yasalar basitleştirilmiş oldu. Maxwell'in elektromanyetik alandaki çalışmaları, birincisi Isaac Newton tarafından gerçekleştirilmiş, "fizikteki ikinci büyük birleşme" olarak isimlendirilir. James Clerk Maxwell'in bilime katkıları Isaac Newton ve Albert Einstein'ınkilerle eşdeğer görülür. 1999'un sonlarında 100 ileri gelen fizikçiyle gerçekleştirilen milenyum oylamasında James Clerk Maxwell, tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında Albert Einstein ve Isaac Newton'dan sonra üçüncü sırayı almıştır.

Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923)

Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923)

Remscheid şehrinin Lennep ilçesinde doğan Alman fizikçidir. Röntgen ışınlarını buldu.

Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu. Ancak X ışınını bulduğu zaman deneylerinde elini kullandığı için aşırı dozda X ışınından parmaklarını kaybetti.

Olayın fiziksel açıklaması 1912 yılına kadar net olarak yapılamasa da, buluş fizik ve tıp alanında büyük heyecan ile karşılandı. Çoğu bilim adamı bu buluşu modern fiziğin başlangıcı saydı.

Alexander Graham Bell (1847-1922)

Alexander Graham Bell (1847-1922)

Edinburgh, İskoçya doğumlu İskoç bilim adamıdır. Telefonu icat eden Graham Bell, aslında sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı. Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüz yirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield'ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen'in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi.

İşitme engeline karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı "çan" kullanıldı.

Nikola Tesla (1856-1943)

Nikola Tesla (1856-1943)

Smiljan, Avusturya doğumlu Sırp elektirik mühendisi, fizikçidir. Dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla 'kökünden' değiştirebilecek birçok 'kullanılan ve kullanılmayan' deneye/buluşa da imza atmıştır. Özellikle 'elektriğin kablosuz taşınabilmesi' gibi bir buluşu ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte'de "Bir gün Niyagara Çağlayanı'nı elektrik elde etmek için kullanacağım" diyerek dinleyenleri şaşırttı.

Floresan , radar, MRI, Nikola Tesla'nın teorileri kaynaklık edinilerek yaratılmış projelerdir.

Nikola Tesla, rezonans, vibrasyon ve "doğal 7 periyot"a ait matematiksel teorileri ispatladı. Nikola Tesla Dünya'nın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. İyonosfer, 19. yüzyılda keşfedilmiştir, Dünya'nın üzerinde bulunan üçüncü sıra katmandır ve Nikola Tesla'yı ilgilendiren en önemli özelliği elektrik enerjisinin ve radyo, ses ve elektro manyetik dalgaların kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlamaktadır.

1890'da Nikola Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı.

1898 yılında ilk defa uzaktan kumanda ile yönetim sistemini bir araca uygulamıştır. Mayıs, 1898'de Madison Square Garden'da dünyaya bu buluşunu tanıtmıştır. Bahsi geçen araç su üstünde hareket eden ve uzaktan kumanda ile yönetilebilen bir bottur. Projelerinin tanıtımında afili yöntemler uygulayan Nikola Tesla'yı izleyen herkes Nikola Tesla'nın bunu beyin gücüyle yaptığına inanmıştır. Daha sonra Nikola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır.

Bir sene sonra Nikola Tesla uzaydaki hayatın varlığı ile de yakından ilgilenmiş. Dünya'da ilk defa 1899 yılının Mart ayında kendi laboratuvarından uzaya ses dalgaları göndermiştir. Uzaydan kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Bunun duyurusunu yaptığında bilim çevresinden ilgi ve destek görememesinin sebebi o yıllarda kozmik radyo dalgalarının bilim camiasında yeri olmamasıdır.

1917'nin Ağustos'unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıklamıştır.

Sigmund Freud (1856-1939)

Sigmund Freud (1856-1939)

Moravya, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu doğumlu psikanaliz kurucusu olan Avusturyalı nörologtur. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikanalitik kuramın kurucusudur. 1884'te kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)

Heinrich Rudolf Hertz (1857-1894)

Heinrich Rudolf Hertz (1857-1894)

Hamburg, Almanya Konfederasyonu doğumlu Alman fizikçidir.

Bir radyo dalgasının hızının ışık hızı ile aynı olduğunun bulunmasından sonra, Hertz, radyo dalgalarının ışık dalgaları gibi yansıma, kırılma ve girişim yapabildiklerini gösterdi. Kısa yaşamı boyunca bilime birçok katkı yaptı. Saniye başına titreşim olarak tanımlanan hertz, onun ismi ile anılmaktadır. Yapmış olduğu deneylerde laboratuvarlarının bir tarafındaki elektrik kıvılcımının yaymış olduğu manyetik dalganın bir tel halka tarafından hissedildiğini gözlemledi. Elektromanyetik ışımının başka bir türü olan radyo dalgalarının varlığını kanıtladı. Işığın toplanıp yansıtıldığı gibi radyo dalgalarının da aynı şekilde işlev gördüğünü gösterdi. Hertz'in yapmış olduğu çalışmalar, Maxwell'in daha önce ortaya attığı, elektromanyetik dalgaların elektrik dalgalarıyla aynı davranışları gösterdiği biçimdeki kuramını kanıtlamış oldu.

Max Planck (1858-1947)

Max Planck (1858-1947)

Kiel, Almanya doğumlu Alman fizikçidir. Planck, "Kuantum Kuramı"nı geliştirdi ve Termodinamik yasaları üzerine çalıştı. Kendi adıyla bilinen "Planck sabiti"ni ve "Planck ışınım yasası"nı buldu. Ortaya attığı kuantum kuramı, o güne değin bilinen fizik yasaları içinde devrimsel ve çığır açıcı nitelikteydi. İlk başlarda Planck, kantizasyonu “saf formel bir varsayım... Aslında ben bu konuda pek düşünmedim...” Günümüzde bu varsayım ile klasik fizik ile uyumsuzdur ancak kuantum fiziğinin doğumu olarak kabul edilir ve Planck'ın kariyerinin büyük entelektüel başarısıdır. (Ludwig Boltzmann 1877'de teorik kağıdın da fiziksel bir sistemin enerji halleri ayrık olabilme olasılığını tartışılıyordu) Planck sabitinin keşfi fiziksel birimlerin yeni bir dizi evrensel tanımlamaya etki ediyordu (Planck uzunluğu ve Planck kütlesi gibi). Bütünüyle kuantum teorisinin dayandığı temel fiziksel sabitler dayanmaktadır. Planck’ın fizik temeline katkısı ona 1918 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü kazandırdı.

Alexander Stepanovich Popov (1859-1906)

Alexander Stepanovich Popov (1859-1906)

Saint Petersburg Rus İmparatorluğu doğumlu Rus elektrik mühendisi, fizikçidir.  kendi ülkesinde ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde radyonun mucidi olarak bilinen bir Rus fizikçidir.

Rus donanmasına ait bir okulda öğretmen olan Popov'un çalışması, ona yüksek frekanslı elektriksel olayları araştırttı. 7 Mayıs 1895'te bir dalga almaçıyla şimşek çarpmalarındaki radyo seslerini tespit ederek çalışan kâğıt üzerinde bir yıldırım dedektörü yaptı. Bu gün Rusya Federasyonunda Radyo Günü olarak kutlanır. 24 Mart 1896 gösterisinde radyo dalgalarını Saint-Petersburg'da kampüs binaları arasında bir mesajı iletmek için kullandı. Onun çalışmaları Oliver Lodge gibi diğer fizikçiler ve Guglielmo Marconi'nin eş zamanlı çalışmalarına dayanır. Popov elektromanyetik dalgaların iletişimde kullanılmasına öncülük etmiştir. Çift kutuplu anteni buldu.

Marie Curie (1867-1934)

Marie Curie (1867-1934)

Sklodowska, Varşova doğumlu Polonyalı kimyager ve fizikçidir.

 

Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki farklı alanda Nobel Ödülü kazandı. Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. 1903 Nobel Fizik ödülü, 1911 Nobel Kimya ödülü sahibi ve radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü'nü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanı olmuştur. Marie'nin kocası Pierre Curie ile ve fizikçi Henri Becquerel Fizik 1903 Nobel Ödülünü paylaştı. Marie Kimya 1911 Nobel Ödülü de kazandı. Başarılarına radyoaktif izotopları izole etmek için radyoaktivite teknikleri teori ve iki unsurdan, polonyum ve radyum keşfi de dahildir. Curie'nin yönetimi altında, dünyanın ilk çalışmaları radyoaktif izotoplar kullanılarak, neoplazmaların tedavisi içine yapılmıştır. Pierre'in elektrometreyi kullanarak, o uranyum ışınları elektrik yürütmek için bir numune etrafında havada neden olduğunu keşfetti. Bu tekniği kullanarak, onun ilk sonucundan uranyum bileşiklerinin faaliyeti sadece uranyumun mevcut miktarına bağlı olduğuna dair bir bulgu olduğu bulundu. Radyasyon moleküllerinin bazıları etkileşim sonucu değildi ama atom kendisinden gelmelidir varsaydı. Bu hipotez 8.yy da Hayyan ın atomun bölünebileceği ve patlama gerçekleşeceği görüşünü doğrulamak aksi olarak atomların bölünmez olduğunun antik varsayımını çürütmek için önemli bir adım oldu.

Sir Ernest Rutherford (1871-1937)

Sir Ernest Rutherford (1871-1937)

Brightwater, Tasman Bölgesi, Yeni Zellanda doğumlu İngiliz deneysel fizikçisidir. 19. yüzyılın sonuna gelinirken pek çok bilim adamı artık fizikte gerçekleştirilecek bir yenilik kalmadığı kanısındaydı. Ama Rutherford üç yıl gibi kısa bir süre içinde tümüyle yeni bir fizik dalı ortaya çıkardı: Radyoaktiflik. Radyoaktifliğin bir elementin atomlarının başka bir elementin atomlarına kendiliğinden dönüşme süreci olduğu sonucuna vardı. Deney sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:Öyleyse, atomda büyük boşluklar vardır. Işınların küçük bir kısmının kırıldığı ve çok küçük bir kısmının yansıdığı görülmüştür: Öyleyse, atomda + (pozitif) yükler çekirdek adı verilen küçük bir hacimde toplanmıştır. Atomda pozitif yük, kütle merkezinde çekirdek diye adlandırılan çok küçük bir hacimde toplanmıştır. Atomda pozitif yüklü tanecikler kadar elektron, çekirdeğin etrafında bulunur ve atom hacminin büyük bir bölümünü elektronlar kaplar.

Rutherford Atom Modelinin Eksiklik Ve Hataları:  Nötronu bulamamıştır. Elektronların yerlerini ve hareketlerini tam olarak açıklayamamıştır.

Rutherford atom modeli ile Modern Atom Teorisi ve Bohr atom modelinin temelleri atılmıştır.

Albert Einstein (1879-1955)

Albert Einstein (1879-1955)

Ulm, Almanya doğumlu Yahudi teorik fizikçidir. Dünya’nın Newton ile beraber en çok duyulan, popüler bilim adamıdır. 1905 yılı Einstein için bir mucize yıl oldu ve o dönemde kuramları hemen benimsenmemiş olsa da ileride fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayınladı. 1914 yılında Max Planck'ın kişisel ricası ile Almanya'ya geri döndü. 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü.

Albert Einstein, özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Sadece matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle-enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. Fotoelektrik etki ve Brown hareketine getirdiği matematiksel açıklamalar, modern fiziğe diğer katkıları arasındadır. Ömrünün büyük bir kısmını bütün kuramları birleştiren bir birleşik alan kuramı yaratmaya çalışarak geçirmiş ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Max Born (1882-1970)

Max Born (1882-1970)

Breslau, Almanya doğumlu Yahudi matematikçi ve fizikçidir. Born, yaptığı "Kuantum Mekaniği'nin temelini araştırma, özellikle dalga fonksiyonunun istatistiksel yorumlama üzerine" adlı çalışma ile 1954 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü almıştır. 1905 yılında, Minkowski ile özel görelilik üzerine araştırmalar yaptı ve daha sonra Thomson atom modeli üzerine habilitasyon tezi yazdı. 1918 yılında Berlin'de Fritz Haber ile bir şans toplantısı yakaladı ancak tartışılmasına yol açan bir iyonik bileşik hakkında konuşulmaya başlandı.Bu bileşik metal ile tepkimeye girdiğinde halojen oluştuyordu. 1925 yılında, Born ve Werner Heisenberg kuantum mekaniğinin matris mekaniği temsilini formülize ettiler. Ertesi yıl Schrödinger denkleminde ψ * ψ için olası yoğunluk fonksiyonunu artık standart bir yorumladı. Bu yorumlamadan dolayı 1954 yılında Nobel ödülü aldı.

Niels Henrik David Bohr (1885-1962)

Niels Henrik David Bohr (1885-1962)

Kopenhag, Danimarka doğumlu Danimarkalı fizikçidir. Kuantum kuramının atom yapısının belirlenmesinde ilk kez kendi adıyla anılan atom modelini oluşturdu. Kuantum fiziğinin gelişmesinde 50 yıla yakın bir süre öncü rol oynadı. Ayrıca atom çekirdeğinin "sıvı damlacığı modeli"ni geliştirdi. Kopenhag Teorik Fizik Enstitüsü başkanlığına getirilen Bohr, 1922'de Nobel Ödülü'nü alır. Artık kısaca "Bohr Enstitüsü" diye anılmaya başlayan enstitüye dünyanın pek çok ülkesinden genç fizikçilerin akını başlar. Gelenler arasında HeisenbergPauliGamow, Landau gibi sonradan ün kazanan genç araştırmacılar da vardır. Kısa sürede dünyanın en canlı bilim merkezine dönüşen Enstitü bir grup üstün yetenekli genç için bulunmaz bir eğitim ortamı olmuştu.

Bohr çalışma yaşamında sergilediği istenç gücünün yanı sıra neşe ve mizahıyla gönülleri fethetmesini de biliyordu. Bir teori üzerine tartışırken, sözlerini şöyle bağlamıştı: "Bu teorinin çılgınca bir şey olduğunu biliyoruz. Ama ayrıldığımız nokta, teorinin, doğru olması için yeterince çılgınca olup olmadığıdır."

Son önemli çalışmasını, 1939'da yaptı. Yeni keşfedilmiş olan çekirdek bölünmesinin neden bazı çekirdeklerde olup diğerlerinde olmadığını açıklamak için, bir büyük çekirdek ile bir sıvı damlası arasındaki benzerliği kullanmıştı.

Erwin Rudolf Josef Alexander Schrödinger (1887-1961)

Erwin Rudolf Josef Alexander Schrödinger (1887-1961)

Viyana, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu doğumlu, Avusturyalı fizikçidir.  Kuantum mekaniğine olan katkılarıyla, özellikle de 1933'te kendisine Nobel Ödülü kazandıran Schrödinger Denklemi'yle tanınır. Schrödinger'in Kedisi diye bilinen düşünce deneyini önermiştir.  1944'te yazdığı Hayat Nedir? başlıklı kitabında organizmaların genetik şifresini ihtiva eden karmaşık bir molekül fikrinden bahsetti. 1950'lerde DNA molekülünün yapısını çözen (ve bu çalışmalarıyla 1962'de Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülü'ne layık görülen) Francis Crick ve James Watson ayrı ayrı yazdıkları anılarında, Schrödinger'in kitabından etkilendiklerini açıkça belirtmişlerdir.

Schrödinger Dublin'de kaldığı süre boyunca, fiziğin değişik alanlarını birleştirecek bir "birleşik alan teorisi" kurabilmek için uğraştı ve bu konuda Einstein'la yazışmaya başladı. 1947'de başarıya ulaştığını zannederek akademik çevrelere ve İrlanda basınına fizikte çığır açacak yeni bir teori geliştirdiğini ilan etti. Ne var ki kısa süre sonra teorisinin hatalı olduğu anlaşıldı.

Ay'ın görünmeyen tarafındaki dev Schrödinger krateri, ismini bu fizikçiden alır.

Edwin Powell Hubble (1889-1953)

Edwin Powell Hubble (1889-1953)

Marshfield, Missouri, ABD doğumlu Amerikalı astronomdur.   1923'te Hubble, Andromeda adı verilen bir gökadayı inceledi. O zamanlar çoğu gökbilimci, bütün evrenin, bizim gökada Samanyolu'ndan ibaret olduğunu düşünüyordu. Fakat Hubble, Andromeda Gökadası'nın ucunda birtakım yıldızlar gördü ve onların Samanyolu'nun çok ötesinde oldukları tahmininde bulundu. Çalışmaları, Andromeda Gökadası'nın başka bir gökada olduğunu, dolayısıyla bizimkinin dışında başka gökadaların da var olduğunu kanıtladı. Sonra, o ve başkaları yavaş yavaş birçok gökada saptamaya başladılar. Ayrıca Hubble, ışık tayfı konusunu da inceledi. Kızıla kaymanın olabilmesi için, yıldızların bizden uzaklaşmaları gerektiğini fark etti. Gökadalar zayıfladıkça kızıla kaymanın artışı da dikkatini çekti. Ayrıca ünlü Hubble Uzay Teleskobu, ismini astronom Edwin Hubble'dan almaktadır.

Hubble ayrıca Bigbang teorisinin en büyük ispatçılarından biridir.Çünkü yıldızların ve gezegenlerin ışık tayfı sayesinde dünyadan uzaklaştığını buldu. Daha sonra bütün gezegenlerin birbirlerinden uzaklaştığını buldu. Bu da evrenin genişlediği anlamına geliyordu.

Sir James Chadwick (1891-1974)

Sir James Chadwick (1891-1974)

Cheshire, İngiltere doğumlu İngiliz fizikçidir. 1932'de nötronun yapısını keşfetti ve 1935'de Nobel Fizik Ödülünü kazandı. Atom çekirdeğindeki parçacıklardan nötronu keşfe­den Chadwick’in bu buluşu çekirdek bölünmesi­nin, atom enerjisinden yararlanmanın, atom ve hidrojen bombalarının yapımının yolunu açmıştır. Atom çekirdeğindeki parçacıklardan nötronu keşfe­den İngiliz fizikçi ve eğitimcidir (bak. Atom). Chadwick'in bu buluşu çekirdek bölünmesi­nin, atom enerjisinden yararlanmanın, atom ve hidrojen bombalarının yapımının yolunu açmıştır. Nötronun bulunmasıyla artık atom çekirdeğinde elektron bulunduğu görüşü geçersiz oldu. 

Wolfgang Pauli (1900-1958)

Wolfgang Pauli (1900-1958)

Viyana, Avusturya doğumlu Yahudi fizikçidir.

Heisenberg ile birlikte manyetik alanların kuvanta teorisini kurdu ve Kopenhag okulunun en ileri, en ünlü temsilcilerinden biri oldu. Pauli ilkesi de denilen ünlü ihraç ilkesini ortaya attı. Sonradan bu ilke, birleşme değerinin yorumuna ve iki cismin aynı anda aynı uzay parçası içinde bulunamayacağı kavramına yol açtı. 1931 yılında Enrico Fermi ile nötrinoların varlığını teorik olarak ispatladı. Bu hipotez çok daha sonraları deneysel yoldan ispatlanabildi. Pauli 1945 yılında Nobel Fizik Ödülüne layık görüldü

Karl Werner Heisenberg (1901-1976)

Karl Werner Heisenberg (1901-1976)

Würzburg, Almanya doğumlu Alman fizikçidir. Kendi ismiyle anılan Belirsizlik İlkesi'ni bulan Alman fizikçi, atom yapısı bilgisine katkılarından dolayı 1932 yılında fizik dalında Nobel Ödülü'ne layık görüldü.  Heisenberg, 1958'de, atomun içindeki temel parçacıkların yapısını izah eden, birleşik alan teorisinin formülünü ortaya koydu. Heisenberg, hiçbir fizik bilgininin açıklama yapamadığı bir konuyu da aydınlattı. Bu konu, atom çekirdek yapısına ait olup; Mezon Alan Teorisi olarak isimlendirilmiştir. Belirsizlik ilkesi:  Bir elektronun yerini tespit edebilmek için dalga boyu kısa olan ışınlara ihtiyaç vardır. Bu ışınlar da enerji paketlerinden (fotonlardan) ibaret olduğundan, elektrona çarparak onun yerini değiştirirler (Compton Olayı). Elektrona çarparak onu etkilememesi için fotonları çok küçük ve dalga boyu uzun olan ışınların kullanılması gerekir. Bu suretle elektronun hareketinde önemli bir değişme olmayacaktır. Fakat uzun dalgalı ışınlar kuvvetli bir görüntü sağlamadığından, ancak çok belirsiz bir görüntü elde edilir. Şu halde, bir elemanın yerini tespit etmek mümkün değildir.

Paul Adrien Maurice Dirac (1902-1984)

Paul Adrien Maurice Dirac (1902-1984)

Bristol, İngiltere doğumlu İngiliz fizikçi ve matematikçidir. Kuantum mekaniğinin kurucularındandır. Diğer önemli keşiflerinin yanında fermiyonların davranışını açıklayarak anti maddenin keşfine olanak veren ve kendi adı verilen Dirac denklemi'ni yaratmıştır. Dirac 1933 Nobel Fizik Ödülü'nü Erwin Schrödinger ile paylaşmıştır. 1928'de Wolfgang Pauli'nin göreli olmayan spin sistemleri üzerine çalışmasına dayanarak, elektronun dalga fonksiyonu için göreli bir denklemi olan Dirac denklemi'ni oluşturdu. Bu çalışma Dirac'ın, elektronun anti parçacığı olan pozitronun varlığını öngörmesine yol açtı. Pozitron Carl Anderson tarafından 1932'de gözlemlendi. Dirac'ın denklemi aynı zamanda spin kavramının görelilik çerçevesine oturtulmasına da yardım etmiştir. Bu çalışması sayesinde Dirac, kuantum elektrodinamiği terimini ilk kez kullanan ve bu dalı kuran kişi olarak tarihe geçti.

Dirac'ın 1930'da basılan Kuantum Mekaniğinin İlkeleri (The Principles of Quantum Mechanics, Oxford Science Publications, Oxford University Press) isimli kitabı bilim tarihinde bir mihenk taşıdır. Basıldıktan hemen sonra konuyu öğretmek için kullanılan standart kitap haline geldi ve bugün hala kullanımdadır.

Francis Harry Compton Crick (1916-2014)

Francis Harry Compton Crick (1916-2014)

Weston Favell, Northhamtonshire, İngiltere doğumlu, İngiliz moleküler biyologfizikçi ve nörobilimci. 1953'te James D. Watson ve Maurice Wilkins ile beraber DNA molekülünün yapısını keşfederek 1962 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü paylaşmıştır.

Kariyerinin geri kalan kısmında Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitütüsü'nde J.W. Kieckhefer Araştırma Profesörü olarak görev yaparak insan bilinci üzerine çalışmalar yapmıştır.

Har Gobind Khorana (1922-2011)

Har Gobind Khorana (1922-2011)

Raipur Pencap, Britanya Hindistan’ı doğumlu Hintli moleküler biyologdur.

1970 yılında genleri yapay olarak sentez eden ilk bilim adamı oldu. Khorana'nın çalışmaları genetik kodun deşifre edilmesinde büyük önem taşıdı.

Nükleotidlerin protein sentezinde ki rolünü tanımladı.

Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü (1968), Willard Gibbs Madalyası (1974) ödüllerini aldı.

Tsung-Dao Lee (1926- ….)

Tsung-Dao Lee (1926- ….)

Şangay, Çin doğumlu, Çinli fizikçidir. Temel parçacıklarla ilgili önemli keşiflere yol açan parite yasalarıyla ilgili araştırmalarından ötürü C. N. Yang ile birlikte 1957 Nobel Fizik Ödülü'nü kazanan Çin kökenli Amerikan fizikçidir. Lee ve Yang Nobel Ödülü alan ilk Çinli olmuştur. Temel parçacıkların zayıf etkileşmelerinde paritenin korunumu yasasının geçersizliğini öne sürmüştür. Parite yasaları ile ilgili keşiflerinde nötrino kuramına yeni bir yorum getirerek parçacık fiziğinde bir dönüm noktası oldu.

Başlıca yapıtları: Partide Pbysics: An Introduction to Field Theory, 1981 (Parçacık Fiziği: Alan Kuramına Giriş) 

Ödülleri: Nobel Fizik Ödülü (1957) Albert Einstein Ödülü (1957) G. Bude Madalyası (1969,1977) Galileo Galilei Madalyası (1979) Fazilet Nişanı, Grande Ufficiale, İtalya (1986) Barış İçin Bilim Ödülü (1994) Çin Ulusal-Uluslararası İşbirliği Ödülü (1995) Küçük 3443 Gezegeninin T.D. Lee Gezeni olarak isimlendirilmesi (1997) New York Bilim Ödülü (1997) Pope Joannes Paulus Madalyası (1999) İtalyan Hükümeti II Ministero Dell Interno Madalyası (1999 New York Bilim Akademisi Ödülü (2000) Japon Yükselen Güneş, Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı (2007)

James Dewey Watson (1928-….)

James Dewey Watson (1928-….)

Chicago, ABD doğumlu Amerikalı genetikçidir.

1954 yılında yaptığı çalışma ile DNA'nın ikili sarmal yapısını, araştırmacı Francis Crick ile bularak Nobel Ödülü almış bilim adamıdır.

1962 yılında Dr.Crick'le DNA'nın 3 boyutlu yapısını keşfetmelerinden dolayı Nobel Ödülüne layık bulundular.

1967 yılında ise The Double Helix: A Personal Account of the Discovery of the Structure of DNA (İkili Sarmal : DNA Yapı Çözümünün Öyküsü) adlı, DNA'nın ayrıntılı çözüm öyküsünü içeren kitabını yazdı.

New York'ta bulunan Cold Spring Harbor Laboratuvarı'nın başkanlığını yapan, yaşantısının ileri dönemlerinde ırkçı, homofobik ve kadınları aşağılayan ifadeleriyle dikkati çeken Watson, "Afrikalıların daha düşük zekalı oldukları" yolundaki açıklamaları ve "farklı coğrafyalarda evrimleşen insanların zekâlarının aynı şekilde geliştiğini düşünmek için mantıklı bir sebep olmadığı" yolundaki iddiaları nedeniyle önemli eleştirilerin hedefi oldu[1]. Tepkilerin artması üzerine Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nın yönetim kurulu başkanı Bruce Stillman yönetim kurulunun Watson’un "tüm idari yetkilerinin askıya alınmasına" karar verdiğini açıkladı

Muhammed Abdus Salam (1926-1996)

Muhammed Abdus Salam (1926-1996)

Jhang, Sahiwal Bölgesi, Pencap, İngiliz Hindistanı doğumlu Pakistanlı kuramsal fizikçidir.

elektrozayıf etkileşim ile ilgili çalışmalara katkılarından dolayı 1979 yılında Nobel Fizik Ödülünü Glashow ve Weinberg ile paylaşan bilim adamıdır. Salam’ın en büyük ve dikkate değer başarıları arasında Pati–Salam modelimanyetik fotonvektör meson, Büyük Birleşme kuramı, süpersimetri çalışmaları ve de en önemlisi elektrozayıf kuvvet teorisini içerir ki bu fizik alanındaki en prestijli ödülü- Nobel Ödülünükazanmasına vesile olmuştur , Salam kuantum alan kuramına ve Londra Imperial Koleji’nde matematiğin gelişmesine büyük katkılarda bulundu. Öğrencisi Riazuddin ile Selam modern nötron teorisi, nötron yıldızları ve kara deliklere, ayrıca kuantum mekaniğini modernize etmeye ve kuantum alan kuramına büyük katkılar yaptı.

Yerçekimi kuvveti, güçlü ve zayıf nükleer kuvvetler ve elektromanyetik kuvvet: Fizikçiler doğanın dört temel kuvvet olduğuna inanmıştı. Salam, Glashow ve Weinberg 1959’da bu güçlerin birleşmesi üzerine çalışmıştır. Imperial College London’da iken, Salam başarıyla zayıf nükleer kuvvetlerin, elektromanyetik kuvvetlerden gerçekten farklı olmadığını gösterdi. Salam, iki doğanın temel güçleri, zayıf nükleer kuvvet ve elektromanyetik kuvvetlerin, içine başka bir birleşmeyi gösteren bir teori sağladı. Glasgow aynı işi formüle etmişti, ve teori yılında 1966 -1967 yılında kombine edildi, Salam matematiksel elektrozayıf birleşme teorisini kanıtladı, ve nihayet bildiri yayınladı. Bu başarı için, Salam, Glashow ve Weinberg 1979 yılında Nobel Fizik Ödülü verildi Nobel Vakfı bilim adamlarına haraç ödenen ve belirten bir bildiri yayınladı: “birleşik zayıf ve elektromanyetik etkileşim teorisine katkıları için dahil olmak üzere temel parçacıklar arasındaki diğerlerinin yanı sıra, zayıf nötr akım “. [1970’lerde Salam tahmini bir büyük birleşik teori güçlü etkileşimi dahil ederek güçlerini birleştirmeye çalıştığına devam etti.

Sir Roger Penrose (1931-…..)

Sir Roger Penrose (1931-…..)

Colchester, Essex, İngiltere doğumlu İngiliz psikiyatrist, fizikçi, matematikçi, bilim felsefecisidir. Penrose matematiksel fizik alanında olan çalışmalarıyla tanınmıştır, bilhassa genel görelilik ve kozmolojiye olan katkılarıyla. Birçok ödül almıştır. Bunların içerisinde 1988 fizik alanında Wolf ödülünü ile evreni anlamamıza olanak sağlayan katkıları nedeniyle Stephen Hawking ile paylaşmıştır

2010'da Penrose CMB gökyüzünun WMAP datalarında bulunan konsantre halkalardan yola çıkarak Büyük Patlama'dan önce varolan erken evrenin muhtemel delilini rapor etti. 2010'da yazdığı Cycles of Time kitabının son sözünde bu delilden bahsetti. (Bu kitapta Einstein'ın alan denklemlerinden,Weyl eğimine ve Weyl eğim varsayımına kadar birçok şeyden bahsediyordu.) Büyük Patlama'daki geçiş bir önceki evrenin kurtulması için yeteri kadar sorunsuz olmuş olabilirdi. C ve WCH hakkında birçok varsayımda bulundu bunlardan bazıları başkaları tarafından da desteklendi.

Basitçe, Büyük Patlamadaki Einstein'ın alan denkleminin eşsizliğinin kara deliklerin olay ufkunun belirgin eşsizliği gibi sadece görünüşte bir eşsizlik olduğuna inanıyordu. İkinci eşsizlik koordinat sisteminin değişimi tarafından ortadan kaldırılabilir ve Penrose Büyük Patlama'daki eşsizliği kaldıracak farklı bir koordinat sistemi değişikliği önerisinde bulundu. Bundan çıkarılabilecek sonuç Büyük Patlamadaki önemli olaylar, genel göreliliği ve kuantum mekaniğini birleştirmeden de anlaşılabilir ve bu nedenle zamanı bölen Wheeler-DeWitt denklemini kullanmak zorunda kalmayız. Alternatif olarak, Einstein–Maxwell–Dirac denklemini kullanabiliriz.

Lynn Margulis  (1938-2011)

Lynn Margulis (1938-2011)

Chicago, Illinois, ABD doğumlu Amerikalı biyolog, taksonomist, bakteriyolog, kuramcıdır. Aynı zamanda toplum tarafından bilim yazarı ve eğitimci olarak tanınır. En önemli savunusu yaşamın tarihinde iki ya da daha fazla soyun ortak yaşam ile bir araya geldiğini anlatan "evrimde ortak yaşam" fikridir. Magulis endosimbiyoz kuramını geliştirmiştir. Ayrıca İngiliz kimyager James Lovelock ile birlikte Gaia Hipotezini geliştirmişlerdir. Hipotez Dünya'nın kendi kendini düzenleyen tekli bir sistem olduğunu önermektedir.

Stephen Hawking (1942-2018)

Stephen Hawking (1942-2018)

Oxford, İngiltere doğumlu İngiliz fizikçi, evren bilimci, astronomdur.  Roger Penrose ile birlikte Einstein'ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik KuramınınBig Bang'le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı'nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olduğuydu. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çerçevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu. Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim insanları arasında dünyada en çok tanınan isimdir.   Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking'e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 

Aziz Sancar (1946-…..)

Aziz Sancar (1946-…..)

Savur, Mardin, Türkiye doğumlu Türk biyokimyager, moleküler biyolog, bilim adamıdır.

 

Hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmıştır.

Aziz Sancar’ın geliştirip ismini koyduğu “maxicell” tekniği ile buluşunu yapıp ismini koyduğu “excinuclease/excision nuclease” enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü'ne girmiştir.

Sancar, DNA'nın onarılması ile ilgili yaptığı çalışmalardan dolayı Amerikalı Paul Modrich ve İsveçli Tomas Lindahl ile birlikte 2015 Nobel Kimya Ödülü'ne layık görüldü. Bu üç araştırmacı 30 yıldan uzun süre birbirlerinden bağımsız olarak ve büyük oranda bakteri hücrelerinde çalışmaktadır. Sancar nükleotid kesim onarımı alanında buluşlar yapmış, Tomas Lindahl ve Paul Modrich ise diğer DNA onarımı mekanizmaları olan bazı kesim onarımı ve yanlış eşleşme onarımını keşfetmişlerdir. Aydınlattıkları temel mekanizmalar daha sonra insanlar dahil olmak üzere kompleks organizmalarda da gösterilmiştir. Örneğin, nükleotid kesim onarımı bozuklukları ile deri kanserleri arasında doğrudan nedensel ilişki bulunmuştur. Sancar’a, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilen Nobel Kimya Ödülü Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık'ta düzenlenen törende verildi. Ödül, İsveç Kralı XVI. Carl Gustaf tarafından takdim edildi. Sancar “beni ödüle götüren Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı eğitim devrimidir. Dolayısıyla bu ödülün sahibi Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Anıtkabir Müzesi'dir” diyerek Nobel Ödülü ile madalya ve sertifikasını Anıtkabir'e teslim etmiştir. Ödül, Anıtkabir'deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde kendisine ayrılan özel alanda sergilenmektedir.

Alan Harvey Guth (1947-….)

Alan Harvey Guth (1947-….)

New Brunswick, New jersey, ABD doğumlu Amerikalı teorik fizikçi ve kozmologTemel parçacık teorisi üzerine araştırma yapmış ve bu teorinin evrenin ilk aşamalarına nasıl uygulanabileceğini incelemiştir. Günümüzde Massachusetts Teknoloji Enstitüsü fizik bölümünde profesörlük yapan Guth, kozmik enflasyon teorisinin yaratıcısıdır.

Cornell Üniversitesi'nde daha genç bir parçacık fizikçisiyken 1979 yılında enflasyon teorisini ortaya atmış ve bununla ilgili ilk seminerini Ocak 1980'de vermiştir. Stanford Üniversitesi'ne geçtikten sonra 1981 yılında Guth resmi olarak kozmik enflasyon teorisini ileri sürmüştür.